20 Ekim 2010 Çarşamba

Halet-i Ruhiye'm

Ben sonbahar'ı ilk kez görüyorum İstanbul'da. Pek bi nazlı aslında ama sevdim ben.

Buraya taşındığımdan beri algıyamamıştım aslında bir daha İzmir'e dönmeyeceğimi. İşim burda, evim burda ama benim çoçukluğum orda kaldı sayın okur. Ailem, arkadaşlarım, Güzelyalı'm. Ben Antalya'da üniversite okurken de özlerdim İzmir'i. Benim gitmem lazım diyip kaçardım haftasonu. Nasıl iyi gelirdi. Şimdi sanki bu kadar özlemeye hakkım yokmuş gibi hissediyorum, çok garip. Ben istedim, ben geldim mutsuz değilim ama özlem katlanarak büyüyo sanki.

Artık boğaza aşık bi pepper olucak dediler hep ilk geliğimde. Ben hiç boğaza aşık olmadım, hala da değilim. Burda şehirle beraber nefes alıp vermekten ölesiye mutluyum ama. Bir sürü ritüelim var artık, bi kaç da arkadaşım. Heralde yeterince yalnız kalan insanlar artık yalnızlıktan korkmuyor.Kendiyle yetinmeyi öğreniyor hatta yabanileşiyor bazen. İşte böyle zamanlarda diyorum, anneme sarılsam kocaman, yatsam kucağına. Her şey geçer. Ne var ne yok.

ps: daldan dala atlamışım sanırım.
ps 2: gökhan kırdar- fayton http://fizy.com/#s/1lu6wj

2 yorum:

stuven dedi ki...

istanbul dan uzak kalınca anlarsın boğaza olan aşkını hatta trafiği bile özlersin...

pepper furnival dedi ki...

:) ben izmir'e gidince istanbulu özlüyorum zaten ama boğazı özliceğime galatayı özlerim. olmaz mı? :)