12 Kasım 2010 Cuma

Bayram Tatiline Giriyooorummm. Ahanda Girdim.

  • Bir hafta içinde bu kadar çok Beylikdüzüne gitmiş olamam lanetlenmiş olmaktan başka bişeyle açıklanamaz.
  • Bayramda 9 gün tatil yapsak mı yapmasak mı dıye 2 hafta toplantı yapan yere özel şirket,  3 sayfalık yapılacaklar listesini daha tatile gitmeden sinsice masana  koyan adama patron denir.
  • 7 senedir ikinci defa bayramda İzmir'de olamicam. Bizimkiler gelicek nasılsa diye çok umursamamıştım ama bugün sabahtan beri arayıp ''sensiz bayram sabahı kahvaltısı çok tatsız oluyo'' diyen kuzenlerim sayesinde içim buruk.
  • Şekeri, çikületayı ve kırmızı eti pek sevmeyen bi insan olarak holeyoo holeyoo tadında olamadım hiç bayram yaklaşıyor diye.
  • İzmir'deki kitaplığım geliyo artık. Mutluluğu tarifsiz. Ha,  ödünç verir miyim, asla.
  • Kardeşim bi şi istiyo musun diye sordu. Boyoz tabiki, tabiki boyoz. Ooo yeee
  • Bayram sonrası karşısınızda 25 yaşına (bkz:oha) girmiş bi insan olucak. Vayy anasınıı.
  • Süpriz parti istediğimi her sene söylerim. Varsa niyetiniz gün ve saat bildiriniz, partilerim çakışmasın.
  • Ben hala ''bayramda tüm küsler barışır'' lafına inananlardanım. Öpüşün barışın efem.
  • Büyüklerimin ellerinden ( hesap numaram: 358- ....), küçülerimin gözlerinden öpüyor, kaçak danalara, eli bıçaklı deli kasaplara, baklava ye yavrum dıyen ısrarcı teyzelere, kavurma yaptım miss gibi diyip 3 tabak yediren halalara dikkat etmenizi söylerek bayram tatiline giriyorum efenim. Ahanda girdim.
         Sağlıcakla

3 yorum:

Profösör dedi ki...

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım.

Profösör dedi ki...

Küçük balık, yiyecek bir şey sanıp süratle atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında... Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü. Neye benzerdi acaba gökyüzü. Balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu ve küçük balık anladı yolun sonunun geldiğini. Koca denizlere sığmazdı, oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız dostlarına değiyordu ister istemez. Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine. Yavaşça karardı dünya; başı da dönüyordu. Son kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.
İşte tam o sırada eğilip aldım onu, yürüdüm deniz kenarına. Bir öpücük kondurdum başına. Sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece baka kaldı, sonra sevinçle dibe daldı gitti. Teşekkürü de ihmal etmemişti, birkaç değerli pulunu avuçlarımda bırakarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme: "Neden yaptın bunu?" diye sorar gibiydiler.
"Bir gün" dedim, "Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük balık kadar çaresiz, son ana kadar hep bir ümidim olsun diye."

Ümidinizin kalmadığı anlarda, bu hikâyeyi düşünüp, teselli bulabilirsiniz.

pepper furnival dedi ki...

küçük kara balık favori kitaplarımdandır. hala açar okurum. teşekkür ederim paylaşım için.
bu arada umarım sızde guzel bır bayram gecırmıssınızdır.