1 Kasım 2010 Pazartesi

Grip sezonu açılmıştır. Vatana millete hayırlı olsun efenim.

Yav arkadaş nası bahtsız nası gudubet bi insanım anlamadım. Hani 3 gün tatil, havalar güzel biz de bi adaya gidelim, kafa dinleyelim, bisiklete binelim, akşam İstanbul'a karşı rakı içelim dedik ya hemen yatak döşek hasta olmalıyız. Bırak adaya gitmeyi 3 gün boyuna salondaki kanepeden yatak odama gidecek mecalim yoktu. Allahtan Barış Manço'dan öğrendiğimiz çay var da bir nebze olsun yırtıyoruz. Gerçi ben abartıp nane limon komasına soktum kendimi ama olsun.(bkz: nane limon kabugu evet ama tarcınla zencefılı unutmus, o ayrı)

3 gün boyunca, ekmek bulamadım pasta yedim. Valla bak! Sabah evde bulduğum kuru pastalarla kahvaltı yapıp, üzerine ilaç içtim sayın okur.  Hasta olmanın verdiği duygusallıkla buna bi üzüldüm, sorma gitsin!

Gudubetlike sınır tanımayan ben, dedim ki bi ton film var evde bari bunları izliyim. Canım canım nasıl iyi niyetliyim bak! Len sen gudubetsin, çalışır mı o bilgisayar, hemen bozucak tabi, ne sandın! Dolayısıyla, bu 3 gün boyunca tv'de ne var ne yok izledim. Hiçbirini ayırt etmedim. Anladım ki 40-60 yaş arası evli kimse yok. Herkes bekar, herkes evlenmek istiyo. Bize daha çoookkk var yani.

Mesela Cuma günü bi dizi izledin, hani maazallah unutursun falan  diye Cumartesi tekrarını veriyorlar. Cumartesi izledin mesela, tekrarı Pazar günü. Bi de anlamadığım bi şekilde (heralde oyuncularaç ok para vermeyelim, hazır bunlara para veriyoruz diye düşünündüklerini düşünüyorum.) bi sezon sevgili olanlar, diğer sezon kanka, bi sezon kanlı bıçaklı düşman olanlar yeni sezonda hoopp mutlu mesut evli çift olmuş. Size sesleniyorum, dizi izleyip şaşırmak istiyorum, bi hafta kaçırdım diye diziyi anlamamaktan korkmak istiyorum! Bilmem anlatabildim mi?


Ha bi de Derya Baykal'ın bize kattığı tek şey, aldığın eldiven, atkı, çanta vb şeylere ''aa, ben bunun yapılışını Derya'da gördüm, çok basit, sen onca para verdin kızım'' diyen ama hadi yapsana kırmızısını bana diyince amann uğraştırma beni git al işte diyen anneler yaratmak. Hiç görmedim, orda gördüm bende yaptın diyen birini.


Ali Poyrazoğlu'nun sunduğu bi programa denk geldim dün. Müjdat Gezen'in konuk olmasından mıdır bilmem ziyadesiyle eğlendim. Sonunda izlenebilir bi'şey bulmuş olmanın sevinciyle haftaya noktayı koydum.


ps: grip olan beni arasın. Her türlü ilaç, ot, çöp konusunda bilgi sahibiyim. Ayrıca Nasıl Grip Olunur? isimli bir sunum hazırladım. Çok şık oldu.

ps 2: Kasım geldi. Benim ayım. Ooo yeee!

ps 3: karikatür: mizahvecizgi.com

4 yorum:

Profösör dedi ki...

Yukarıdaki karikatür domuz gribjni mi temsil ediyor. Çünkü yukarıdaki eczacı kendisi hayvanlardan domuz..

pepper furnival dedi ki...

evet efenim. zamanında çok gülmüştüm. aradım buldum.

Profösör dedi ki...

Bir kırevi, bir tarafı sarı papatyalarla bezenmiş boydan boya bir kır, ön tarafı hafif engebeli bir boşluğu simgeleştiren gölgelik, daha ilerisi çarşaf gibi uçsuz bir denizin kumsallığından başlayarak masmavi uçsuz bucaksız bir gökyüzüyle buluşması ve kaynaşmasını sembolleştiren doğal bir özgürlüğün yaşanılası yerde ben ve O'nun grafize edilmiş bir manzaranın objesi olmaktan haz almak, huzur duymak ve büyük bir mutluluk hissiyle hayallere dalmak veya rüyalarda olmak isterdim.

Bu günün imajı belki size uğur getirebilir. Hayatınız doğllık zenginlikleriyle geçmesini dilerim.

http://mefkuremiz.blogspot.com/2010/04/bir-resim-bir-metin.html

pepper furnival dedi ki...

Teşekkür ederim iyi dilekleriniz için.