3 Kasım 2011 Perşembe

Eski bi K Dergisinden

Gecenin hüznü çok konuşturur. Söylenenler ve yaşananlar değişim geçirip dururken dün olduğum yerden devam edebilecek miyim? Bugün canım istemiyor... Yarın sensiz yaşayamam… Sonsuza dek hayatımda kal… Kararsızlıklar komedyasında ilk perde.
Hayatı anlamaya bu kadar zaman harcamamış olsam, yaşamak için uğraşmış olabilir miydim? Daha az bilsem, evim daha temiz olsa, benzersiz insanlarla tanışsam, bisikletime atlayıp dünyayı gezsem… Oysa bedenimde şekillenen kişinin beni getirdiği yerde baş ağrıları, anlam arayışları ve endişe var. Şimdi yirmi beş yaşımın adaletsizliğine sığınıyorum. Hayata dava açmaya hazırlanırken savunacak kozum yok.
Kapakları güzel görünen kitaplara aldanarak geçti yıllar. Yığınların arasından kırmızılar göze çarptı önce. Bir iki yabancı isim, raflarda ön sıraları kaplayan. Ve herkesin elinde dolaşan o yeni baskılar. Kitle psikolojisine kapılıp gittim ben de. İçime en yakın olanların etrafında dolandım.
Keşke daha önceden bulsaydım onu. Daha büyümeye niyetlenmiş bir çocukken, geceleri kabus gördüğümde annemim yanına kaçabiliyorken, odama sığınmışken. Yalnız olmadığımı hissetmekti belki de istediğim.  Bir yolda yürümeye çabalarken, daha önce geçenlerin cebinden düşen kırıntıları takip etmek. Aramaya uğraşmak, bilinen sözcükleri. Sonunda ulaştığım yerde kendimi görmeyi beklemiştim. Yolculuk başladı.


HAZAL YILMAZ

K DERGİSİ
HAZİRAN 2007

Hiç yorum yok: