25 Aralık 2012 Salı

Sahalara Geri Döndüm



Geldim anacım geldim, anlatıcak çok şeyim var hemde.


Çok çok güzel bi yaz geçirdim ben. Şimdi hatırlıyınca bîle  böyle '' (^.^)'' oluyorum. Bi kısmında İzmir'de bi kısmını Assos'taydım.



                          Yazdan temsili bi resim. Kardeşceğizlerime bak, yerim!




Çikületa tenimle etekler, şortlar, konserler, partiler derken maalesef Eylül geldi. Bende uzun zamandır istediğim mastera bu sene şeytanın bacağını kırıp başvurdum. Herşey çok çabuk oldu aslında. Sınav, mülakat derken Eylül sonu kendimi Yıldız'da master öğrencisi olarak buldum.

Yeniden öğrenci olmak çok tatlı bişeydi aslında. Okul kantininde kendimden 7 yaş küçük çocukların olması bile moralimi bozmamıştı. (Bkz: Kasımda 27'ye giren ama soranlara hala 25 ;) diyen Pepper. Sanırım ben bi süre 25'de konaklicam)


Ama çalışırken master zormuş. Okula başladım ya işte o kadar yoğunlaştı ki. Ankara, Edirne, Tekirdağ arasında haftada bir gün okula gitmek, ödev yetiştirmece, Cumartesi işe gitmeye başlama vs. Ama ilginçtir depresyona girmedim hiç. Halbuki her sonbahar hobimdir bu. Sanırım Halil Sezai henüz albüm çıkarmadı ondan bu kadar pozitifim. (bkz: derdi nedirrr buuu sonbaharrrıınnn, neden soldurur gülleriiiiii) Hatırlayalım;



                                   http://www.youtube.com/watch?v=fxKHuSjvLBA





Bu sırada bi kitap kulübüne dahil oldum. Hepsi çok şeker insanlar. Her ne kadar bu ay Yaşar Kemal-Akçasazın Ağaları serisini okurken ufak çaplı baygınlıklar geçirsem de içinde olmaktan çok mutlu olduğum, çok güzel bi oluşum. Merak eden olursa bu http://www.illederoman.com/ adresimiz, bu da feysbuk ve  tivitır hesaplarımız.



Bu yeniden sahalara dönüş yazım olsun. Ben yazıcam, siz de yazın.


Pepper Furnival


24 Eylül 2012 Pazartesi

I've got a problem

Çok iyi anlaştığım erkeklerle bi süre sonra sevgili oluyorum. Çok seviyorum falan buraya kadar her şey normal. Bi süre sonra ayrılıyoruz. E bu da normal. Ayrıldığım sevgililerimle arkadaş kalamadığım için her seferinde çok sevdiğim biri gidiyo ve yerine hemen yenisini yapayım  oluyo. Bilmem neden ıssız bu kadar hayatım ANLATABILDIM MI?

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Hellooovvvv

Selam.

Hayır unutmadım tabi ki blogumu. Gülmezseniz sebebini söylicem. Çünkü; GİREMİYORDUM. Yani tam olarak anlamasamda çakışan uygulama vs. gibi bi'şey söyledi bana. Sanırım virüs. (Nası anlamışım ama ;) )

Ne yaptım bu sırada. Bir erkeğe aşık olma psikolojik yaş sınırım 40'tı. 50'ye yükselttim. EVET BABAMLA YAŞIT, DOĞRU TAHMİN AMA NAPALIM YANİ. Zaten; adam yaşımı söyleyince bütün kuğl tavrını bozup kahkahalarla yerlere yatacaktı ama yapmadı. Canım. Sadece güzel bi gülücük kondurdu dudaklarına. Yerim.

Her zamanki gibi yine IQ seviyem 50 civarında oluyor hoşlandığım bi adamla konuşmaya başlayınca. Şöyle bir diyalog mesela.


B: Ben
O: O

PS: Açıklamaya gel :)


O: Spor yapıyor musunuz?
B: Evet. Onceden tenis vardı ama simdi fıtness malesef.

O: Hmm evet insanın vücudunu dinç ve esnek tutması lazım.
B: (İçimden: Leynnnn nası yani esnek, ne demek şimdi bu, hani yatakta falan mı demek istedi yaa. Bunları düşünürken sanırım bi 5 cümle kurmuş adam. Sonundaki de bir soru cümlesi. Ve ben tabii ki duymadım.) Pardon? (Ne pardon ne adam ne anlatıp yarım saattir. off)

O: Tenisi diyorum, niye bıraktınız?


İşte böyle gençler. Yine bana hüsran.



Pepper Furnival Arabesk FM'den bildirdi.

25 Mayıs 2012 Cuma

Koku hafızası diye bi'şey var evet. Misal; üniversite arkadaşının parfümünün kokusu burnuna gelir yolda, hani bu Ece'nin kokusu dersin.

Bi de şöyle bi'şey var.

Evde her temizlik yapışımda aklıma eski sevgilim geliyo. Çok saçma ama. Ne beraber temizlik yapmışlığımız, ne de temizlik muhabbeti yapmışlığımız var. Neler olduğunu dün anladım. İkimizde aynı yer temizleyiciyi kullanıyoruz. Hani şu BİM'de satılan 1,5 lt'si 5 tele olanlardan. Mor rengi vardır hani.

Evet. Aynı koku. Onun odasına ilk girdiğimde duymustum bu kokuyu. Tatil dönüşü büyük temizlik sonrası gururla odasını gösterirken.

İkimizde aynı kafa, aynı cimrilik.

Tabi bunu anlar anlamaz klozete döktüm gitti. O ayrı.



Pepper Furnival ha yağdı ha yağıcak akşam planların mahvedecek olan havanın yanından bildirdi.





17 Nisan 2012 Salı

Mesela ''Selam. Ben Burak. Nasılsın?'' demek yerine ''Sizi daha önce de burda görmüştüm sanırım'' ''Kokteyler güzelmiş di mi?'' ''Sinemaya ilginiz var sanıyorum'' şeklinde manasız cümlelerle geliyosunuz ya. Afedersiniz ama mal mısınız?

Think simple!

Bir dost.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bazen senin anlatmaya takatinin bittiği yerde insanlar ne olduğunu merak etmeye başlar.

Halbuki sen onca zaman bi sorun var, benim bi derdim var derken dikkatini çekememişsindir. Ne zaman ki yorulursun, ne zaman ki vazgeçmeyi aklına koyarsın ve iletişimi kesersin işte o zaman başlar merak. Yine de ben ne yaptım da böyle oldu denmez de sen nasıl bunu bana yaparsın denir. Bu cevap vermemeler, konuşmak istememeler sana yakışıyo mu denir. Bir zamanlar ben anlatmak isterken, çırpınırken nerdeydin denmez, çünkü artık vazgeçmissindir.



Pepper Furnival biten arkadaşlıkların yaşı 26'dan bildirdi.

6 Nisan 2012 Cuma

Kadınsal Ağrılar


13 Mart 2012 Salı

Selam;

40 yaşında bi adama aşık olduğumu düşünüyorum. Ama emin değilim. Ne zaman görsem iq'mun 4'te biri kalıyo bana kullanabileceğim. Tahmin edersiniz ki ultra saçma cümleler kurup sonunda saçma bi şekilde gülümsüyorum. Sanırım bunu anlıyor ve o da gülüyor. Gülünce de gözleri gözükmüyor (bkz: -_-) ve ben neden aşık olduğumu bi kez daha anlıyorum.

Muhabbetlerimiz genelde şöyle gelişiyor.

K: 40 yaşındaki super sonic sevimli adam
B: Ben


K: Demek İzmirlisin?

B:Ehe, evet. 2 yıl oldu İstanbula geleli.

K:İyi bilirim İzmiri. Askerliğimi orda yapmıştım. Bir buçuk senede baya öğreniyosun

B: (İç ses: oha lan o zamanlar askerlik bi buçuk senemiymiş) Hıı öyle mi. Ne güzel. Ne taraftaydın peki? Gaziemir, Narlıdere? Babam Narlıdere'de yapmış benim (İç ses: Ulen ne salaksın, oldu olcak babamla asker arkadaşı olabilirsiniz de. Şapşal)

K: Basın sitesindeydim ben. Orda Hakim evleri var, bilirsin.

B: Neee Hakim evleri mi? Ben ilkokul ve ortaokulu orda okudum. Agah Efendi? Biliyo musun?

K: Biliyorum tabi. Ehehehe

B: Hangi sene ordadın sen?

K: 1994- 1995

B: Hıı, ben de orda ilkokuldaymışım işte o zaman. İkinci sınıf falandım heralde. (İç ses: hakkaten bravo. Demek adam askerdeyken sen de aynı yerde ilkokuldaydın. Valla super. Aşk tesadüfleri sever di mi? Muazzam)

K: Hakkaten, ne kadar küçüksün.

B: Evet. (İç ses: Çıtırım lan!)


İşte böyle. Her konuşmamızda buna yakın şeyler. Misal doğum günümde gördüm. Kaç yaşına girdin dedi. 26 ya girdim, yaşlandım sanırım biraz dedim. Delirdin mi Pepper, sen de böyle söylersen ben öleyim o zaman dedi. (bkz:40)  Allah korusun diyip bi güzel sarılmışlığım var.


Şimdi diceksiniz ki ''oha be kazık kadar oldun yine mi liseli gibi platonik aşk'' Aslında tam olarak öyle bi şey değil. Görmeyi, konuşmayı seviyorum. Ama; sağolsun o bu kadar da tutuyo ilişkimizi. Ne mesajlaşma, ne telefonlaşma var. (Vattsap, feysbuk gibi şeylerin ne olduğunu bile bilmediğinden şüpheleniyorum) Ara sıra ben bahane edip ararsam gayet sıcak konuşuyo bebeğim. Ama o kadar.

Son söz: Ne demiş atalar; ne varsa eskilerde var.


Pepper Furnival Kadıköy'den Bildirdi.

6 Mart 2012 Salı

Eski sevgilinin sana aldığı hediyelerin tadını en yakın arkadaşın çıkarır. Bu böyledir.

3 Mart 2012 Cumartesi

İstanbul'un bana kazandırdığı en kıymetli şey, balım Berivan'ın dostluğudur.

Bu da böyle biline.

27 Şubat 2012 Pazartesi

  • Şöyle bir gerçek var. 3-5 kişilik bir grupta gözüne kestirdiğin yakışıklının numarasını almayı kafana koymussan, grubun hepsının numarasını almak zorunda kalır, o aramayacagını bildiğin diğer adamların numaralarını geçici olarak telefonuna kaydedersin. Bu iş böyledir. Ha sonra silersin, o ayrı.

  • Her sınıfta hani benim sordugum sorular cok mantıklı dıgerlerının kı gayet gereksız, ne sacmacı tıplerden her sınıfta olur. Ama bu tarz ınsanlar artık 30'unu gecmısse hakkaten daha bı ıtıcı daha bı şapşal gözüküyolar gözüme.

  • Sınıfın en yakışıklısı sigara içiyosa ve sen içmiyosan 2 günde kaynaşacağın adamla 1 ayda zor kaynaşırsın. İnsanı zorla sigaraya başlatır bunlar.

  • Çok romantik bi ortam varsa, yemekler şahane, şaraplar özenle seçilmişse ve ben karşımda oturan bu kibar adamdan hoşlan(A)mıyorsam üzülüyorum. Bildiğin kederleniyorum buna.

  • Feysbuk için ev yıkan diyenler vatsapla henüz tanışmamış demektir. İlginçtir, vatsapta insanlar daha bi rahat daha bi pervasız.

Pepper Furnival, yine yeni yeniden kurs, sınav, defter, kalem diyarından bildirdi.

14 Şubat 2012 Salı

Aşkın Sırası Değil Aşkın Sonrası Dersen Seni Şöyle Alalım

Aşk Sonrası Serenadı




Bana bakıp bakıp acıma, yanılıyorsun

Gayri senin bildiğin adam değilim.

Islanıyorsam bulvarlarda bir başıma

Bu benim kendi itliğim..


Zaten istesen de sevemezsin beni

Senden sonra anlamını da yitirdi gözlerim.

Şimdi dünya güzeli gelse yanıma usulca

Tutup «Aşk» dese «Hoşt» derim..

Ama beni seviyordun diyeceksin, olabilir

Mesela ben baklavayı da severdim.

Bakardım -züğürtlük bu ya- kısmet olmazdı

Ondan geçer, salyalarımı yerdim..

Geçenlerde n’oldu biliyor musun şey;

Hani palmiyeler vardı, yaslanıp seni beklediğim

Hani diplerinde yemin bile etmiştik

Sadakatımız üstüne

Sıkışmışım -insan hali- diplerine işedim..

Bizim Tekçi Rifat’a verdim mektuplarını

Takas yollu dört tek şarabını içtim.

Bir karım vardır -tanımazsın- Topal Zeyno

Aynı gece onunla dalgamı geçtim..

Resimlerinin de hesabı görüldü ogün

Şaraba kül atacaktım, cıgaram yoktu.

Derken onlar geldi aklıma, bir güzel yaktım

Yanarken bile gözlerin gülüyordu..

Yoo, «Vicdan azabı çekiyorum» deme

Değmez buna onların hiçbiri.

Sen şimdi geleceğe bak boylu-boyunca

Çıkar aklından o eski çapraz günleri..

Sana beddua ettiğimi de nerden çıkardın

Duam geçmez ki benim, bedduam geçsin.

Hem sana yüzük alacak param mı vardı.

Tabii başkasını seveceksin..


Aşk maşk aslı yok, görüyorsun ya

İyisi mi hadi dön doğru geldiğin yere.

Kocana sım-sıkı sarıl, gerisini boşver



Aklın ermez senin böyle işlere..

Bana bakıp bakıp acıma, yanılıyorsun

Gayri senin bildiğin adam değilim.

Islanıyorsam bulvarlarda bir başıma

Bu benim kendi itliğim..



Erdoğan Çokduru

10 Ocak 2012 Salı

Kadınlar ilginç derler. Haklılar.

Biz eski sevgilimizin yeni sevgilisi olma ihtimaline bi süre sonra alışırız amaaaa o yeni sevgilinin, eski sevgilimizin evinde bıraktığımız, ayrıldıktan sonra da geri alma zahmetinde bulunmadığımız şortu atleti giyiyor olması olasılığına katlanamayız mesela. İçimizden bir Dexter çıkabilir, lime lime doğrayabiliriz onları. İlginç değil mi? Kadın senin eski sevgilinle uyuyo, üstünde ne var, ne yok bu mu dert yani?

Ayrıca o eşyalar çoktan çöpe atılmış da olabilir. Kuvvetle muhtemel.

Kendi yazıp kendi oynama hadisesi bizim ata sporumuz olabilir. Bence.

1 Ocak 2012 Pazar

Yılbaşında kırmızı donumu giyip Victoria Secret'ı izleyecektim. N'oldu? Evde durmamalıyım diye düşünüp iş arkadaşım ve onun içlerinden bir tanesini bile tanımadığım 10 (yazıyla on) arkadaşıyla dışarı çıktım. Hayır kendin de olamıyosun bi süre. Hani oynasam mı oynamasam mı, ay şu çocuk çok tatlı oynaya oynaya masanın o tarafına geçsem mi geçmesem mi, oynarken elbisem düştü toplasam mı yoksa hem giymiş hem çekiştiriyo salak muamelesi görür müyüm stresiyle geçen bir iki saatin sonunda, canım Jack'im sayesinde yine ne istediysem yaptım. E tabi uyku saati 24 olan ben en fazla gece 3'e kadar dayanıp gruptan ilk pes eden ben oldum, o ayrı.

Canım 2012 yine keyfimin kahyasıyla kankalığımın katmerlendiği bir yıl olsun bana. Size de!