31 Ağustos 2010 Salı

Evim Evim Güzel Evim

Uzun zamandır heyecanımı paylaştım, şimdi de evden bi'şiler paylaşmak istedim. 


                                                                          
                                                                         

      

PS1: Yüklediğim fotoğrafları bile isteiğim gibi düzenleyemezken blog benim neyime arkadaş. ühü ühüh ühhüüüüü
PS 2: Tuzlukların adı romantik tuzluk. Bi heves alıyosun, ama o kadar ufak delmişler ki ne tuz dökebilyosun ne karabiber. İsyan ediyorum vallahi.
PS 3: Tablo çok sevdiğim arkadaşlarımın hedayesi. Taaa Antalayalardan. Sağolun varolun efem.
PS 4: Dolabın üstüne yapıştırdığum uğur böcüğü o kadar küçük değil aslında. Ayrıca; kırmızıya boyama hayalimden vazgeçmedim, yapıcam.
PS 5: Göründüğü kadar kokoş değilim aslında. Valla bak
PS 6: Uzun zamandır aradığım Capote kitabını bulmamı sağlayan arkadaşıma teşekkürü borç bilirim.
PS 7:Gördüğünüz üzere artık kahve fincanım da var. Çıkın çıkın gelin bkz: seda sayan
PS 8: Şu aptal gülen surat da çaydanlık altı. Ben de gördükçe gülüyorm.

24 Ağustos 2010 Salı

Bugün




Hani kötü bir rüya görürken uyanmaya çalışır uyanamazsın, zar zor uyandığında kendini tutamaz tekrar dalarsın ve o iğrenç rüyaya kaldığın yerden devam edersin ya. Heh işte, o güzel rüyalarda hiç aynısı olmaz. Sıkarsın gözlerini biraz daha uzun sürsün, uyanmıyım diye ama yok aa cık olmaz.Bana göre bugün hayatın tanımı bu işte.

Son zamanlarda hiç bu kadar kötü uyanmamış, güne bu kadar rezil başlamamıştım. Saat olmuş 10:30 hala lanet bi gün. Umarım bu günü değiştiricek bi'şi olur zira hayatımın en iğrenç günleri tablosuna adını altın harflerle yazdırma ihtimali çok yüksek. İçinizi kararttım kusuruma bakmayın artıkın.

Ps: Inception'ın etkisi olduğunu sanmıyorum bu durumun. Benimkiler bildiğin kabustu.

20 Ağustos 2010 Cuma

Kıl Oldum Abi

Bir zamanların azan, coşan deli Tarkan'ına, hüp diye içine çek beni diyen seksi adamına noldu yaa. Günlerdir ''ayda yılda bir olsa da muhakkak ara'' diye yalvarırken,  ''ben hiç haketmedim ki böyle unutuluşu'' diye sızlanırken, ''ne kadar çok uğraşsan da, beni kırmaya çalışsan da, senden ayrılmam mümkün değil'' diye saçmalarken duyuyorum, hiç hoşuma gitmiyor. Tarkan! Sözüm sana, silkelen kendine gel yavrum. Hadi kuzum, hadi  bidenem.





Ps 1: Kuzu kuzu klibinin de gönlümüzde yeri ayrıdır. Söylemeden geçemicem. bkz: oyna yavrumm

Ps 2: Bu da klibi. Bu kıyağımı da unutmayın.http://www.dailymotion.com/video/x56ez3_tarkan-kuzu-kuzu_music

19 Ağustos 2010 Perşembe

Bi Fikrim Var



Hani seninle dışarı çıkmak için 10 takla atan, buluşucağınız gün sen ''biraz işim çıktı geç kalabilirim'' dediğinde ''8'e kadar haber ver mutlaka, başka bi planım daha olabilir'' ya da sen ''yarın görüşelim olmazsa'' dediğinde ''aa, benim yarın arkadaşlara sözüm var'' diyen tiplemeler var ya...

Heh işte onlarla ilgili şöle bi fikrim var.

Şimdi bunları bı odaya kapatıp, yan taraftaki okuldan çaldığım kara tahtayı (okulun hademesini tanıyorum valla çok kral adam) odanın en güzide köşesine koyup, takma tırnaklarımı takıp, tahtanın üstüne bir aşağı bi yukarı, bi sağa bi sola gezdirmek suretiyle çıldırtmayı planlıyorum. Ne dersiniz, hoş olmaz mı?

Ps 1: Hademe abiye ve bana kışın şu çocukların taktığı tavşanlı kulaklıklar var ya onlardan takıcam.

Ps 2: Derya Baykala söylesem belki bize yapar iki kulaklık. Neden olmasın?

Ps 3: Sizinde varsa odaya getirmek istedikleriniz, seve seve kabul ederim efem.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Çoktan Seçmeli

Yeni evde yaşanan can sıkıcı durumlar:

a)Açlıktan karnın kazınıp, makarna yapıp, üzerine döküceğin mısırın hayalini kurarken bir süzgecin olmadığını farketmek.

b)Kadıköy'deki Kuru Kahveci Mehmet Efendiden aldığın kahvenin kokusu çantana ve açıp kapadıkça tüm otobüse yayıldıkça, eve gitsem de bi kahve yapıp içsem diye düşünerek eve hoplaya zıplaya gidip, kahveyi yaptıktan sonra kahve fincanının olmadığını farketmek.

c)Taşındığın eve giden otobüslerin, dolmuşların durağını ararken helak olmak ve dolmuş ara sokaklara girince panik olup ''ııı,şeyyy, şöför bey hanı şuraya gidiyodunuz'' diyip rezil olmak. bkz: 7 aylık doğmak.

d)Aldığın japon lambasını takmayı becerememek ve salonun bi köşesine atmak.

e) Evin temizliğinden ''sadece senin sorumlu olduğunu'' yeni idrak etmek.





Ben seçemedim efenim hangisi daha can sıkıcı. Buyrun siz seçin.

12 Ağustos 2010 Perşembe

Anne Ben Tespit Yaptım



1) Şu yalnız ve güzel ülkem de herkes small beden herkes 37 numara ayakkabı giyiyor. bkz: %70 indirim varmış neyime

2) Eski sevgilinin yeni sevgili olma ihtimali her zaman vardır. Şimdi kimse yok nefret ettim yok bilmem ne demesin bkz: şu telefonun dili olsa...

3)Bikini izi güzeldir.

4)Bi adamın bize hiç anlamadığımız şeyler anlatması her zaman çekicidir.

5)İp askılı body giyip o çirkin sutyen askılarınızı sergılemek de neyın nesı. Yapmayın ablalarım, kardeşlerim. Çok çirkin, valla bak.

6)Belediye başkanı seçilirsem toplu taşımada terleme sorununa çözüm getircem. İlk hedefim. Zannımca başkanlıkta şansım yüksek. Öhö Öhööö Sevgiliiii Seçmenlerimmmmmm

7)Moda iskelesinde soğuk bi bira içememek çok koyuyo arkadaş.

8)Çin büfesi = Çin yemeklerinin türk versiyonu. Ohh miss

9)Yeni taşındığın eve giden otobüsleri bilememek umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımıdır.

10) Geçen gün rüyamda de ve da yı gördüm. Yıprattınız beni, ayrı mı bitişik mi ne bu arkadaş, kafama göre takılırım dedi. Tamam dedim.

Ps : Fotoğraftaki hırhız martının konumuzla hiç bi ilgisi yok. Martı candır. O kadar.

10 Ağustos 2010 Salı

Kırmızı Buzdolabı Sorunsalı



Şimdi efenim ben kendimi bildim bileli kırmızıyı severim. Hani çok sık giymem, çok fazla kırmızı eşyam yoktur ama severim işte kendisini.


Kendi evimi hayal etmeye başladığım zamanlar ne zamana dayanıyor tam olarak hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey evin içinde kocaman bir buzdolabı istediğim, tabiki kırmızı. Şu son iki üç senedir piyasa da gözükmeye başladı ama makus kader bu eşyayı 2.200-4.100 yetale yaparak beni duvara sümük gibi yapıştırdı.


Tabi ben de yaratıcılığımı kullanarak dedim ki kendi kendime ''boya şunu pepper yağlı boyayla, n'olcak ki sanki kırmızı mı kırmızı işte.''


Annem yağlı boyanın kokusunun 1 hafta geçmeyeceğini+benim bu boyama işini kotaramayacığımı dolayısıyla tiner kokusundan boğularak öleceğimi düşünüyor. Her ne kadar abartma annecim desem de içimi kemirmeye başladı bu düşünce? Ya tiner kokusundan ölürsem! :)
İşte efenim ne yardan ne serden demiş atalar. Benim ki aynı o hesap!
Aranızda bu işi daha önce yapan varsa benimle deneyimlerini paylaşsın piliz.


Pepper Furnival kırmızı buzdolabının yanından bildirmek isterdi ama...




ps 1: Bana bu dolabı alan adama nikahı basarım yeminle.


ps 2: Ama ama ama çok güzel değilll mi?

8 Ağustos 2010 Pazar

23 yaşındaysan, sıcaktan isilik olduysan ve ev taşımak zorundaysan hayat gerçekten çok zor.

Yav arkadaş ne zor işmiş ya. Dolap alırsın getirmezler, kanepe alırsın perdelerle uymaz. Arkadaşından televizyon alırsın çalışmaz. Vallahı dertli oldum ya.
Neyseki yarın artık taşınmaya başlıyorum. Ev eşyaları benim kıyafetlerim derken hafta içi kendi evimde olucam inşallah.
Pepper bu sefer sıkıntıdan çıkardığı sivilcelerin arasından bildirdi.

Ps 1: Annem spotcuya stopcu demeye benı de alıstırdı.
Ps 2: Aldığınız eşyaların parasını peşin vermeyin. Sonra getırdın mı getırdın mı dıye adamı arayarak taciz etmek zorunda kalıyosunuz.
Ps 3: Meraklı komşularla çok muhattap olmayın. Sonra işi abartıp iyi kazanıyo musun, sevgilin var mı gibi sorulara geçiyolar.
Ps 4: Yakın bir arkadaşının sana taşınmaya yardım etsin diye gönderdiği arkadaşı çok yakışıklı olabilir ve sen kan ter içinde olabilirsin. bkz: kaderime tükiriyim.
Ps 5: Karar vermekte en çok zorlandığın şey çay bardağı olabilir.  

5 Ağustos 2010 Perşembe

Alışveriş merkezinde bi küçük peppercık




Efenim son bir haftadır iş çıkışı koşa koşa evime gidip annem ve kuzenlerime lojistik destek sağlamaktan helak oldum. Sağolsunlar daha apartmanın girişinden cif,klorak vs. kokusu geliyordu. 2 gündür de en keyifli kısımlara yani alışverişe geldi. İşten çıkmadan arayıp nerde olduklarını öğreniyor, sonra da koşa koşa gidip bana gösterdikleri seçeneklerin arasından birini seçiyorum. Böyle hayal etmemiştim aslında ama fena değil bu da :))

Anne: Salon için yeşil, yatak odan için pembe, mutfak için kırık beyaz düşündüm pepper. Bak işte şu, şu ve şu.
Ben: Höyk!
Kuzen 1: Ben salonda sarı perde taraftarıyım.
Kuzen 2: Madem sarı olucak bari çiçekli olsun.
Ben: Sarı olsun, sade.
Anne: Tamam şimdi mutfak kısmına geçiyoruz.
Ben: Bi saniye ama yeşil belki....


Bu şekilde 1 saatten sonunda evin mutfak ve perdeler olayı bitmişti. Bi yemek takımında kaldı aklım ama bır tane tabagı eksıktı. Çalınmış mı kırılmış mı bılemedim. Ama kafaya koydum, başka bı şubeden sorucaz artık.

Eve gelip paketleri bir açtım her şey rengarenk. Benim nefret ettiğim mavi ve turuncu dışında tabi:)

Artık sorun söyliyim yani.Yeni eve çıkıcak arkadaşınız falan varsa arasın, nerden ucuza perde, tabak çanak alınır söliyim. bkz: Carrefour 1,2,3 yetale reyonu


Pepper Furnival bu kez de Carrefur'dan bildirdi.

ps 1: hani ev hediyesi almak isterseniz de bulamazsanız diye işinizi kolaylaştırdım, örnek koydum. bkz: kahve fincanı

ps 2: 1 yaşındaki kedim tekila öleli bir ay oldu. Bu kediciklere benzer 4 yavrusu var şu an İzmir'de. Getirebilirsem eğer, benimde perdelerimin içine edecek bir kedim olucak.



3 Ağustos 2010 Salı

Acelemiz Yok!

Anacım bence başımıza ne geliyosa şu ''koca adam oldun hala ...'' saçmalığından geliyo. Hepimiz koca adamlar, kadınlar olduk ama çocuk olamadık. Hep, sen büyüksün, aaa koca kız oldun artık çocuk değilsin di mi tembıhlemelerinden. İnsanlar yaşlanınca da ''onun ruhu genç''derler. Bırakmadın kı çocukluğunu yaşasın, tabi ruhu genç.

ps 1: bu yazdıklarım benim için geçerli değil çok. ben doya doya yaşadım. bkz:diz kapaklarımdaki yara izlerim

ps 2: yoksa ben çaktırmadan ''büyümeyen adamlara'' laf mı soktum? yok canımmm. ama aşağıdaki foto onlara gelsin :)

ps 3: şapkalı a yapmayı bilmiyorum. Olsa dükkan sizin.


Züccaciye ne güzel bi kelime di mi?

 Evimin anahtarı ellerimde. Daha ne diyim


Ev sahibimle tanıştım bugun. Ayak tırnaklarına sürdüğü cırt pembe ojelerle beni benden aldı. Bir de ikinci cümlesine Peppercım dıye basladı ki sormayın gitsin (kırayı gecırdı nasılsa, altı kuru, keyfi yerınde) Dedi ki: Karsıda da senın gıbı bekar bır kız oturuyor, ne guzel di mi? Dışımdan yamuk bir gülümsemeyle ''hıhı'' içimden cillop bi abi olsa şaşardım zaten,şansıma tüküriyim dedim.

Eşya bakmaya da başladım ufak ufak. Koltuk, yatak alıcağıma tuzluk aldım bugun. E yanı evın en gereklı seyı dı mı? Ama insan o züccaciye denen yere gırınce (ki kadınlar için her yerde olduğu gibi) ihtiyacı olan hiç bir şeyi alamayıp, antin kuntin şeyler alıyor.

Bir de perdelerin rengine karar veremedim, bir de tabakların bir de halının :))
Aldıkça yazarım. Çingene evi gibi olacağı kesin. Fikirlerinizi bekliyorum efem.



Pepper Furnival bu sefer uykunun kıyısından bildir... zzzzzzz

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Meyhanenin İçinde Ayazma Olur mu Demeyin. Olurmuş

Dün akşam bir arkadaşımla Moda sokaklarında gezerken beni bir yere götürmek istediğini söyledi. Ben ziyadesiyle terlemiş, buz gibi bir biranın hayalini kurarken kendimi peşine takılmış yürürken buldum. Moda sahilinden yukarıya doğru önce bir cafenin içinden geçip yukarıya, bir restoranın bahçesine çıktık. Ben şaşkoloz gibi nereye gideceğimizi düşünürken, restoranın bahçe tarafından girişinin hemen solunda, aşağıya inen ufak merdivenler gördüm. Benım hala ne olduğunu anlayamadığım yer küçük bir ayazma çıktı.Aya Ekatarini Ayazması.Gerçekten  meyhanenin içinde bir ayazma. O kadar ufak ki bir adım atınca sizi içine alıyor,sarmalıyor sanki. Tabi bende bir mum yakıp dilek diledim (dilek dilenecek fırsatları hiç kaçırmam.)


Edindiğim bilgiye göre (amma havalı oldu bi'şi sanmayın google amcaya sordum,söyledi); Aya Ekatarini sevdiğine kavuşamadığı için, sizde amanda cillop sevgilim olsun gibi isteklerde bulunursanız boşunaymış çabanız. Para pul dilerseniz dilekleriniz kabul oluyormuş. Valla ben onların yalancısıyım.



Şaka bi yana çok hoş bir yer. Gidiniz, görünüz efem.

Pepper Furnival Moda'dan bildirdi.

1 Ağustos 2010 Pazar

Dikkat:ben artık evli barklı bir insanım.

Vallahi şaka değil. Bugün tuttum evimi (çatı katı değil ama, napalım artık ) Ev sahibi az buçuk şirret bi kadın çıktı, kirada indirim yapmadı falan ama gülü seven dikeni de sevecek mecbur.Şu an hissettiğim bir heyecan, bir telaş, tarifi zor bir duygu. Şunu da alsam, şöyle  yapsam falan. İkea beni bekle anacım.( Her ne kadar o eşyaları birleştiremesem de ) Hafta içi boya badana, hafta sonu eşya almaca, büyük ihtimal hafta sonu  evimde olucam.Daldan dala atlayıp yazdım, heyecanıma verin.

Ev hazır olsun beş çayına beklerim.

Pepper furnival İstanbul'dan bildirdi.

Hikayemin Başlangıcı

Efenim malum ben bir küçük göçmenim. Saplantı haline gelen ''İstanbula gidicem ben'' olayı nihayete  erdi ve kalktım geldim işte. Şanslıyım ki bir kuzenim vardı ve yalnız yaşıyordu burda (bkz:cillop) Neyse işe alışma aşaması biraz kanlı geçti. Ne şımarıklık kaldı ne cool havalar. Valla pek bi güzel burnumu sürttüler. Bu sırada buraya gelmeden yaptığım saçma sapan şeylerin de ceremesini çekmeye başladım. İstanbula tek başıma alışmak istiyorum diyip, İstanbulda yaşayan en yakın arkadaşlarımdan biriyle görüşmeyi kestim. Hani çok güçlüyüm hani her şeyi tek başıma yaparım ya. Valla delilik başka bi'şi değil. Gerçi 3 ay sonra tekrar görüşmeye başladık ama tahmin edebiliceğiniz gibi hiç bir şey eskisi gibi olmadı.
Bugün tam 4,5 ay oldu. Son 2 ayımı ev aramayla geçirdim. Sonuç: Elde var sıfır. Bir haftadır annem burda, sanırım kısa zamanda mutlu sona ulaşıcam. Yani inşallah diyelim.
Emlakçılarla ilgili inanılmaz bilgi sahibiyim şu an.Sorun söyliyim yani o kadar! Bir yazımı da onlara ayırıp deneyimlerimi sizinle paylaşıcam merak etmeyin.


Hayallarimdeki çatı katı.Evet imkansız biliyorum, gelmeyin üstüme.