29 Ekim 2010 Cuma

El Tango De Roxanne


Bu şarkıyı dinlediğimde bu sahne aklıma gelmiyor diyin, bileklerimi keserim.

ps: video'yu yüklemeye çalıştım ama olmadı olamadı. neyseki teknoloji özürlü olduğumu biliyosunuz.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Mesela ben en çok kendimi avutmaktan yoruldum.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Saygı Duruşu

Hediye ettiği kitabın önüne ''Aşklar mı diyordun, anladım. Senin üzüldüğün, benimse yollara düştüğümdür yeniden'' yazmışsa, 2 sene sonra kitabı eline alıp, yazıyı gördüğünde söyleyeceğin söz ''güzeldi yine de'' olmalı.



Ahmet Telli'ye saygılar.

21 Ekim 2010 Perşembe

Yapılacaklar- Yapılmayacaklar Listesi

  • Kahveyi azalt.
  •  Jason mraz-John mayer dinleyerek çalışmaya çalışmaktan vazgeç. Zira çok başarılı değilsin.
  • Kendine sosyal bi partner bul. Sinema, tiyatro ve sergiler için. (Hadi sinemaya gidelim, bu filmi görmeyi çok istiyorum diyosun, bak şurda yeni bi yer açılmış tekila 5 tele diyo ve konu burda kapanıyo. Ya da body worlds'e gitmek istiyorum diyosun, sen şaşırdın heralde 25 teleymiş cevabını alıyosun.)
  • Çift kişilik yatağın olmadığı halde sürekli çift kişilik nevresim takımı almak niye kuzum? Niye?
  • Alnındaki ben bekarım yazısını sil.
  • Haftasonu 80'ler partisine gitmek için Didem'i ikna et.
  • Eşek kadar insan oldun hala eşekle yatıyosun. Çok ayıp. Bkz: eeyore
  • Artık nerde indirim olduğu seni kesinlikle ilgilendirmiyo. Sen vitrinlere takılmadan, dümdüz önüne bakarak yürü.
  • Her sakallıyı beyaz atlı prens sanma. Onlar sakal değil kir!
  • Haftasonu 10 mu yeriz acaba 11 mi diye düşünmek vazgeç. Her zaman olduğu gibi yine baban arayıp, noldu güzel kızım, yüzünde forman gibi kırmızı mı? sorusundan kurtulamicaksın nasılsa. Yeri gelmişken Fenerbahçe'den nefret ediyorum.

ps: bi şarkıya aşık olmak da mümkün.
http://www.youtube.com/watch?v=AzsEzD2fVwE

20 Ekim 2010 Çarşamba

Halet-i Ruhiye'm

Ben sonbahar'ı ilk kez görüyorum İstanbul'da. Pek bi nazlı aslında ama sevdim ben.

Buraya taşındığımdan beri algıyamamıştım aslında bir daha İzmir'e dönmeyeceğimi. İşim burda, evim burda ama benim çoçukluğum orda kaldı sayın okur. Ailem, arkadaşlarım, Güzelyalı'm. Ben Antalya'da üniversite okurken de özlerdim İzmir'i. Benim gitmem lazım diyip kaçardım haftasonu. Nasıl iyi gelirdi. Şimdi sanki bu kadar özlemeye hakkım yokmuş gibi hissediyorum, çok garip. Ben istedim, ben geldim mutsuz değilim ama özlem katlanarak büyüyo sanki.

Artık boğaza aşık bi pepper olucak dediler hep ilk geliğimde. Ben hiç boğaza aşık olmadım, hala da değilim. Burda şehirle beraber nefes alıp vermekten ölesiye mutluyum ama. Bir sürü ritüelim var artık, bi kaç da arkadaşım. Heralde yeterince yalnız kalan insanlar artık yalnızlıktan korkmuyor.Kendiyle yetinmeyi öğreniyor hatta yabanileşiyor bazen. İşte böyle zamanlarda diyorum, anneme sarılsam kocaman, yatsam kucağına. Her şey geçer. Ne var ne yok.

ps: daldan dala atlamışım sanırım.
ps 2: gökhan kırdar- fayton http://fizy.com/#s/1lu6wj

19 Ekim 2010 Salı

Bi Fikrim Var-3

Ferhat Göçer'i, bi gün içmeye götürücem. Sonra dicem ki; efkarlandık be abi hadi bize bi  şarkı söyle. Şarkı bittiğinde ''Abi gördün mü sen şarkı söylerken yüzümüzdeki ifadeyi, o acıyı gördün mü? Yapma bunu bize, n'olur artık şarkı söyleme. Bak arka tarafta iki çocuk kendini denize dökmüş, kıyma bize.''

Bence onu bi daha şarkı söylememesi için ikna edebilirim. Ama yardımınıza ihtiyacım var. Ne dersiniz, hoş olmaz mı?

15 Ekim 2010 Cuma

Kendimizi pamuklara sarıp sarmalamaya öyle alışmışız ki, beklemediğimiz bi tepki alınca hırçınlaşıyoruz. Hepimiz harikayız di mi? Hepimiz hep en iyiyi hakediyoruz. Bizi herkes sevmeli, biz sevmesek bile istediğimizde sessiz sakin çekip gitmeyi bilmeli. Onlar hep olgun olmalı, biz çocukça hareketler yapabiliriz, o ayrı di mi? İlgimizi, sevgimizi fazla göstermeyelim ki hemen kendilerini nimetten saymasınlar ama onlar bize her daima ilgi göstersin, sevgisini hissetttirsin.

Bu kadın erkek mevzusu değil.Arkadaşın, sevgilin, ailen hepsinden anlayış bekliyosun işte. Genel olarak hepimiz egoistiz. Nokta.

12 Ekim 2010 Salı




Sabah uyandığında evin içi en az yatağın kadar sıcaksa, telefonunda günaydın mesajları varsa, ellerin tarçın kokuyorsa, yeni aldığın pembe gömlek sana çok yakışmışsa, inceden inceden yağmur varsa ve sen İstanbul gibi bir yerde evden işe yürüyerek gidebiliyorsan, kulağında 90'lar şarkıları varsa, pastaneden içeri girdiğinde artık ''bi gevrek sar oğlum'' diyorlarsa, işe geldiğinde karanfilli çayın hazırsa, hakkaten hayat güzel.

5 Ekim 2010 Salı

Kafama Takılanlar



Aşktan meşkten bahsetmek haddim diil efenim. Aman şöyle sevdim, şöyle üzüldüm falan. Ama insan hayatın ta kendisiyse, ve insan tavırları bu kadar anlaşılmaz ve değişkense hayat gerçekten zor (bkz: en sevdiğim cedric)

Kafama takılanlar;
  • Şimdi tavlayana kadar etrafında dört dönen, sonra sen aramaya başlayınca müsait değilim canım tipler var ya bence bi kaşık suda boğulmalı.
  • Daha sen sevgili olduğunuzu idrak edememişken canım, balım, hayatım tipler var ya bence bal dolu tekneye kafalarını sokmak suretiyle boğulmalı.
  • Sen yok yapamadım diyince ''ben bunu haketmedim, sana hep iyi davrandım'' diyen tipler var ya; arkadaşım bi denesek ne çıkar diyosun olmuyo diyince bozuluyosun. Yapma bunu, yapma.
  • Ha bi de kazara gerçekten hoşlandıysan yandın. Aman kendini bi naza çekmeler, bi nimetten saymalar. Bi de bunlar genelde sevgilileri yokken, bu tip erkeklere ''şerefsize bak nası naza çekiyo kendini'' diyen tiplerdir. Unutmayınız.
  • Bi de şartlar olgunlaşsın tipler var. Şu an şartlar müsait diil ama ben ölüp bitiyorum der, şartlar olgunlaşınca görünmez adam olur. Biravo.

İçimi döktüm sayın okur, hor görme. Her genç kızın başına gelen şeyler bunlar :)

Ps: Fazıl Say abim kusura bakmasın, en sevdiğim: http://fizy.com/#s/1ai6rm

1 Ekim 2010 Cuma

Sezen Söylüyor


Eylül'den bana kalan kocaman bi hayal kırıklığı oldu. Aslında çok severim...

Kollarımı açtım, Ekim'i karşıladım.

Hoşgeldin.


Ps: O zaman Sezen söylesin----> http://fizy.com/#s/1aaimh
Sonbahar da hediye gibi geldin, hoşgeldin demiş hatun. Daha ne desin!