24 Şubat 2011 Perşembe

Bir zamanlar çok istiyorum dediğin şeyler için vazgeçtim demek zordur, bilirim. Ama bazen biri için bir şehirden vazgeçmek güzeldir.

Senin ''boğaz'ın'' onun gözleridir belki.
Bakarsın,
İki yakan kavuşmaz.

18 Şubat 2011 Cuma

Bi formülüm var-Evde yaptım

İş arkadaşlarının dinlediği müziklerden şikayetçi misin? Bunu söylemek istemiyor, saman altından su yürütüp bu işi çözmek mi istiyosun? Yanaş o zaman, bi fikrim var.

Şimdi flaş belleğinin içine dinlemekten en çok zevk aldığın şarkıları koyuyosun. Çok fazla değil ama en fazla 70-80 tane olmali ki göz korkutmasın. Daha sonra içine dandinikten bir word dosyayı daha koyuyosun ve arkadaşından rica ediyosun ''ay Hamdi, ben yazıcıyı göremiyorum da rica etsem şu flaşın içindeki word'den çıktı alsan?''

 Hamdi flaşı açar belgeyi yazıcıya gönderir ve o sırada müzikler diye bi dosya görür, içini açar bakar ve asla bunla yetinmez. Hemen masasüstüne kopyalar. O sırada sana da ''a burda müzikler varmış, alayım ben bunu der''. İşlem tamamlanır. Hamdi önce meraktan çalar o şarkıları, sen aman ne güzelmiş dedikçe o da sever, zaten sıkılmıştır o da kendininkilerden.

Bu zaman ne kadar sürer bilmem ama tadını çıkarın derim ben. Kim bilir bakarsınız bir gün Hamdi Elif Çağlar konserinden bahseder, o an ofise bi ışık dolar, hayat ne güzel dersin böyle kelebekler falan...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Siz erkekler bi arkadaşınızın çok iyi şoför olduğunu anlatmak için ''adam sürekli 200'le gidiyo, tek elle parkediyo, yatar gibi araba kullanıyo'' gibi cümleler kurarsınız. Bizse ''ay şekerim bi görsen bütün makyajını yapıyo araba kullanırken'' deriz.

Bi de böyle bi'şey var:
Coca Cola'nın 125 yıllık sırrı belli oldu diye ortalığı ayağa kaldırdınız. E biz en basitinden mayonezin tarifini de öğreneli çok oldu. Var mı evde organik mayonez yapan? İlginç insanlarsınız vesselam.

ps: Coca Cola tarifine göre yapılmış Le Cola hayal ettim şimdi. Komik oldu. Düğünlerin bi zevki kalmaz artık.

10 Şubat 2011 Perşembe

İnsan kazık kadar olduğunu en çok, internet sayfalarında doğum tarihi kısmını doldururken gün ve ayı yazdıktan sonra sıra yılı seçmeye geldiğinde, mouse'la yavaş yavaş aşşağıya indiğinde anlıyor. Eskiden ilk tıklamada çıkan pencerede olurdu o tarih.



7 Şubat 2011 Pazartesi

Aşk Tesadüfleri Sever Filminin Sonunu Söylicem Size!

Cuma günü izledim filmi. Henüz kimse izlememiş, keyfimi bozmamıştı. Aslında deli gibi beklediğimden değil, vaktim vardı, napsam diye düşünürken kendimi salonda buldum.


  • Film'in sürekli bi Ankaralılar filmi olduğunu söyleyip duruyor, Ömer Faruk Sorak ve filmdeki oyuncular. O zaten çok belli şekerim. Ankara'yı güzel bir yer olarak göstermek için elinden geleni yapmışssın. Hele de bi sahne var ki, arkada sular seller. Gören de Ankarayı okyanus kenarında sanır.

  • Belçim, şekerim, bu filmde sana haksızlık ettiklerini düşünüyorum. Yılmaz'ın karısı değil mi, kapmış işte rolü, bi de Mehmet Günsür'le, ohh, yemede yanında yat, derdim ama, kıyamadım. Fena değildin çünkü, yalan yok.
         ps: Burnun çok güzel olmuş tatlım, güle güle kullan ;)







  • Mehmet'çim şekerim, balım, kaymağım. Ne diyim sana, ne diyim. O kırpık saçlar başka kime yakışırdı bu kadar, bilmiyorum. Evli barklı olmasan, bi kaç adam tutup seni kaçırtabilirdim ama öyle bi şeker ''evet evliyim, iki de çocuğum var (bunu soylerken elıyle 2 (yazıyla iki) yapıp, gülümsüyor'' diyosun ki, allah seni sahibine bağışlasın demekten başka bi şi gelmiyo vallahi insanın içinden. Filmde de fazla romantiktin (evet itiraf ediyorum baya fazla romantik) ama ben inandım sana.

           ps: Ama şekerim atladığın bi'şi var. Karayip Korsanlarının yeni filmi çekildi bitti. Senin bu Jonny      Deep'e muadil olmak istiyorum çabanı pek anlayamadım. Yakışmış o ayrı ama şansını fazla zorlama, başkası olma kendin ol beybi.




  • Yiğit, beybim ben üzülüyorum sana ya. Senin kaderin bi kadını çok sevip, başkasına kaptırmak heralde. Bak babaannemim bi kankisi var. Gidelim kurşun döktürelim sana, ne dersin?

  • Altan Erkekli-Şebnem Sönmez ikilisi müthişti. Ayşe Arman'ın sevimsizliği de gözden kaçmadı.

  • Film daha önce çok defa izlediğimiz bi klişeyle yaklaşıyor sona, işlenişi güzel lafım yok ama sonrası zayıf biraz. Oldu bittiye gelmiş gibi.

  • Ömer şekerim seni takdir ediyorum. film bir çok yerde bizi hüngür ağlatabilecek argümanlara sahip ama bunların üzerine gitmemen filmi daha bi güzel yapmış. Çağan Irmak çekseydi olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum diyor (bkz:Hasan selpakları aldık mı yanımıza? Bak sonra maymun oluyoruz, yandan yöreden selpak istiyoruz) sana 10 üzerinden 7 veriyorum canım.




ps 1 : Balat'ı merak ettim çok. İstanbul Hatırası ile başlayan gitme isteğim bu filmle beraber doldu taştı.

ps 2: Müslüm Gürses'e sevgimi bilirsiniz. Evet tahmin etmekte zorlanmayacağınız üzere film Müslüm Gürses'in aşk tesadüfleri sever şarkısıyla başlıyor. Korkuyorum şimdi yerli yersiz her yerde duymaktan. Aynı şey Bülent Ortaçgil'in eylül akşamı için de geçerli. Allahtan feysbukum yok da yerli yersiz ''paylaşıldığını'' görüp sinir olmuyorum. Demir Demirkan-Zaferlerim cuk oturmuş, ben en çok onu sevdim.




ps 3: Filmden çıkıp aman tanrım ben de böyle aşık olmalıyım saçmalığına kapılmayın lütfen. Bu filmler, böyle aşkların sadece filmlerde olduğunu bize anlatmak için var. (Dikkat! 14 Şubat yaklaşıyo)

ps 4: Sevgili erkekler;
Sevgililer günü için sevdiceğimi bi filme götiriyim, ana! Aşk tesadüfleri sever olur, romantik romantik ne güzel diye düşünüyorsanız uyarırım. O kız önce sana, sonra Mehmet'e sonra sana (aslında olması gereken bu ama ....) bakar mı bilinmez. Kendini riske atma derim ben. Geçen gün tivitırda bi arkadaşım ''kız arkadaşını eve getirip, Spartacus izleyen adamın, bu kız bana verir mi diye boşuna düşünmesine gerek yok, vermez'' gibi bi cümle kurmuştu. Bilmem anlatabildim mi?



Pepper Furnival Rexx'den bildirdi.


Film Çekelim mi? =)

2 Şubat 2011 Çarşamba

Bazen çok özlüyorum seni. Sonra o son gün birbirimize dokunmamak için, göz göze gelmemek için sarfettiğimiz çaba geliyor aklıma, susuyorum.


İzmir'de liste yaptığımız günleri hatırlıyorum.Tabi o zamanlar ev'de hayal di İstanbul'da. Sen Altunizadeye taşın, komşu olalım, sen işten gelmeden ben yemek yaparım sana diyodun, ben gözlerimin içinde kediler, gülümsüyodum. Geldim ben arkadaşım. Evim de var artık. Ama sen yoksun.


Bu sırada  ben bir sürü sorular biriktirdim kumbaramda. Yanlış seçimler yaptım bolca. Pişman oldum. Kızdım kendime. Sen olsan izin vermezdin belki saçlarımı kısacık kestirmeme. Kim bilir?


Yine uyanıyorum geceleri. Korkmuyorum. Burnum iyice sürtüldü, o şımarık halimden eser kalmadı (tamam kabul, hala biraz vardır belki) Büyüdüm arkadaşım ben. Hele de annemle evimi tutup, boyayıp, döşeyip, gitme vakti geldiğinde hava limanına bıraktığım annemin bana sarılıp ''güle güle otur, çok mutlu ol'' dediği, nemli gözlerini kaçırıp gittiği o gün var ya, işte en çok o gün büyüdüm, ya da öyle hissettim işte. Eve geldim, dolapta zeytinyağlı yemekler, yatağımın üzerinde katlanmış temiz çamaşırlar ve her yere sinmiş anne kokusu vardı.  Ağladım usulca, uyudum, sonra geçti sızısı.


Şimdi iyiyim artık.1 ay sonra bir sene olucak geleli. 1 SENE. İyiden iyiye alıştım. Evime, işime... İstanbullulara ısınamadım pek. Sen derdin ya bi İzmir'li İstanbul'da her zaman biraz eksik hisseder diye. Öyle işte. .


O yüzden sevindim belki  bu kadar, özledim yazdığım o mesaja verdiğin kısacık cevaba




''ben de''




müslüm gürses-hayat berbat'ı dinlediniz mi hiç?