30 Mayıs 2011 Pazartesi

yaşadığım stresin adı: kontrat tarihinden bir ay önce evden çıkmak istediğini, depoziti de tehlikeye atmadan, çaki'nin gelini ev sahibine  söylemek!

evet tam olarak bu!

26 Mayıs 2011 Perşembe

Çok uzun zamandır göbeğimde belayı çeken, hayatımı monotonluktan kurtarıp ekşin deryalarında yüzmemi sağlayan bi çip olduğunu düşünüyorum. Bela varsa, göbeğimdeki çip yardımıyla gider, bulurum. Bu kadar net.

Bi de çok uğurluyum. Misal; benimle çıkıp ayrılmış adamların çoğu (!) benden sonra hayatının aşkınını bulur.


Şimdi bu iki paragrafı birleştiriyorum.

Tatatattaataammmmmm

19 mayıs'ta Antalya'ya tatile giden Pepper(ki Üniversiteyi de orada okumuştur kendisi) (3. şahıs gibi anlatıyorum ki film kıvamında olsun)  en sevdiği, çok özlediği bara (bilen varsa 'Simurg'u) atmıştır kendisini ilk günden. Peki çipi rahat durur mu, anında Pepper'ı  eski iki sevgilisini ve onların yeni sevgilileri gayet net görebileceği bir yere yönletti tabi. Bermuda şeytan üçgeni bu üçgenin yanında halt etmiş!
Gerisi, mutlu mesut fingirdeyen eski sevgililer ve ben. Fonda batsın bu dünya.



ps: hayatının aşkını bulmak isteyenler  pepperfurnival@gmail.com adresine kısa özgeçmiş ve boydan fotoğraflarını yollayabilir. Anadolu yakasında oturmak tercih sebebidir. Bilginize. Kendim için bi'şi istiyosam nağmerdim. Hep sizin için. Valla bak!

Selamlar, saygılar.

Pepper Furnival kötü bir Antalya tatili sonrası masanın üzerinde birikmiş dosyaların arasından bildirdi.
Neden kimse bana bu şarkının varlığından bahsetmedi, anlamıyorum!

tnk- yine yazı bekleriz

 http://fizy.com/#s/1lrngi

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Haftasonu bi çocukluk arkadaşımın düğününe gittim.
Arkadaşım çocukken geçirdiği havale yüzünden duyamıyor ve konuşamıyor. Eşi de öyleymiş.
İşin ilginç tarafı;
çalan müziklerde oynasınlar diye piste çıkarıldıklarında nasıl ve hangi hızda oynaması gerektiğini söyleyen insanlar vardı etrafında.
Arkadaşım şaşkındı, ben, üzüldüm.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Geçenlerde görüp aşık olduğum (ki ben genelde cansız şeylere çok çabuk aşık olurum) aslında gayet alelade olan pembe eteği giymelere kıyamadım. O kadar söyliyim size.

Bugün sabah uyandım, dışarda güneş açmış, dedim bugün eteği giyip  bende baharı getirmeliyim.

Neyse uzatmicam; herkes bi hoş tepkilerde. Ama biri varki önce yüzüme, sonra eteğime, sonra tekrar yüzüme baktı ve hiçbir şey demedi. Bende gayet fesatlıkla ''gördün mü bak nası kıskandı, çok güzel bile demedi'' diye düşündüm ve kendime bi kahve almaya gittim.

Bi güzel dayandım dolaba, bardağı aldım, kahvemi doldurdum, keyifle masama oturdum ve eskimiş penyelerden yapılan, yer bezlerine benzemiş eteğimle yüzyüze geldim. Nerden bilebilirdim ki, mutfak görevlimizin bütün dolapları klorakladığını.

Şaka olmalı diye düşündüm, değildi!

Hoplaya zıplaya aldığım etek, yer bezi olmaya aday eşyalar listesine 1 numaradan giriş yaptı.

Fesatlığım ve ben bugün evrenden koca bir tokat yedik. Afıyet olsun.


geç gelen ps: klorak çamaşır suyu demek. Anlamadığınıza inanamıyorum gerçekten.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Bazı insanlar var.

Yazmadığını bildiğin halde kalemliğinde duran kalemler gibiler.

Eline alsan yazmaz bilirsin ama atamasazsın da.

Tükenmez adı verilen bütün kalemlerin tükenir olması kadar saçma aslına bu da.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Birini aramak isteyip arayamamanın yarattığı his, çıkan uçuğun deli gibi kaşınmasına rağmen kaşıyamamakla akran aslında.


16Şubat2010
İstanbul

PepperFurnival arşiv'den bildirdi.